Boşanma, yetişkinler için zor bir karardır; çocuklar içinse çoğu zaman anlamlandırılması güç bir değişimdir. Ebeveynler bu süreçte kendi duygularıyla baş etmeye çalışırken, çocuklarına ne söyleyeceklerini, ne kadarını anlatacaklarını bilemezler. Oysa çocuğun bu süreçten nasıl etkileneceğinde, ayrılığın kendisinden çok, ayrılığın nasıl yaşandığı belirleyicidir.
Çocuklar neyi merak eder?
Yaşı ne olursa olsun çocuğun aklındaki sorular benzerdir: "Bu benim yüzümden mi oldu?", "Ben nerede yaşayacağım?", "Diğer ebeveynimi görmeye devam edecek miyim?", "Beni de bırakacaklar mı?" Bu soruların bir kısmı hiç sesli sorulmaz; davranış değişiklikleri, öfke, içe kapanma ya da okul başarısındaki düşüş olarak kendini gösterebilir.
Söylenmesi gerekenler
Mümkünse birlikte anlatın. Ebeveynlerin yan yana durup sakin bir dille açıklama yapması, çocuğa "biz hâlâ senin için bir aradayız" mesajı verir.
Yaşına uygun ve kısa olsun. Küçük bir çocuğa "Annenle baban artık ayrı evlerde yaşayacak, ama ikimiz de seni her zaman seveceğiz" demek yeterlidir. Ayrıntılar zamanla, sorular geldikçe paylaşılabilir.
Suçun onda olmadığını açıkça söyleyin. Bunu bir kez değil, defalarca duymaya ihtiyacı olabilir.
Değişmeyecek olanları anlatın. Okulu, arkadaşları, oyuncakları, iki ebeveyni de görmeye devam edeceği gibi somut bilgiler güven verir.
Kaçınılması gerekenler
Çocuğun yanında diğer ebeveyni kötülemek, çocuğu haber taşıyıcısı ya da sırdaş yapmak, "kimi daha çok seviyorsun" gibi seçim yapmaya zorlayan sorular sormak, çocuğun duygusal yükünü ağırlaştırır. Yetişkin çatışmaları yetişkinler arasında kalmalıdır.
Ne zaman destek almalı?
Uyku ve iştah sorunları uzun sürüyorsa, çocuk sürekli suçluluk ya da kaygı dile getiriyorsa, okul hayatı belirgin biçimde etkilendiyse bir çocuk psikoloğundan destek almak süreci kolaylaştırır. Ebeveynlerin kendileri için destek alması da çocuğa dolaylı olarak iyi gelir.
Çocuk için asıl önemli olan, ebeveynlerinin evli olup olmaması değil; her ikisinin de hayatında güvenle var olmaya devam etmesidir.