LİSELİLER O BİLDİRİYİ ANLATTI!
LİSELİLER O BİLDİRİYİ ANLATTI!
Türkiye'de 400, Denizli'de ise 16 okulun imzaladığı, eğitim sistemi başta olmak üzere hükümletin politikalarını eleştiren "Lise Hareketi"nin Denizli'deki kolu olan TLB Üyesi öğrenciler süreci anlattı.
Yakın zamanda İstanbul'da başlayıp, yurt geneline yayılan "lise hareketinin" Türkiye'de 400 Denizli'de ise 16 lise destek vermişti. Yayımladıkları bildiriyle sosyal medyada ve kamuoyunda çığ gibi büyüyen bir desteğin ve liselilerin ortaya koyduğu tepkilerin nedenlerini araştırdık. Bu konuda 'Türkiye Liseler Birliği' (TLB) Denizli Şubesi Başkanı İlkay Esma Uysal ve İl Sekreteri Mustafa Can Yalçın sorularımızı yanıtladı.
Soru; Süreç nasıl bu noktaya geldi? Lise hareketinin başlangıcında, bir lisede öğrencilerin okul müdürlerinin konuşması sırasında sırtlarını dönmeleri sebep oldu diyebilir miyiz? Domino sistemini başlatan hareket olduğu söylenebilir mi?
Cevap: Aslında müdüre sırtlarını dönen öğrencilerle başlayan bir olay değil. Olay, YGS sınavları, düzensiz eğitim sisteminden kaynaklanan rahatsız edici durumlardır. Liselilerde zaten bir hareketlilik vardı. Özellikle bu son olaylarla birlikte devletin uygulamak istediği yani tabir ettikleri 'yandaş' ve bu yönde 'baskı' kuran, Atatürk'den ve Cumhuriyet'ten ayrı, tamamen aykırı Türkiye'ye karşı, bağımsızlığa karşı müdürleri ortaya çıkarması gençlerin ayaklanmasına yol açtı.
Müdür beye yapılan protestoya gelince; Arkadaşlarımızın sırtını dönmesi başlattı diyemeyiz. Ortada bir mücadele vardı zaten. Ama o protestonun süreci alevlendirdiğini söyleyebiliriz. Bu daha doğru olur. Mesela gezi olaylarındandan örnek vermek gerekirse bir baskı rejimi vardı ortada ve gençlik bundan çok rahatsızdı. Ama, 'bir kaç ağaç' söylemi ilk domino taşının devrilmesiydi. 
Gezi olaylarında hepimiz gördük ve Denizli'de ki Gezi sürecine öncülük edenler liseliler oldu. Aynı şekilde şuan yaşadığımız olaylarda da liselilerde bir rahatsızlık durumu söz konusu. Bunun nedenleri ise; Eğitim sistemindeki düzensizlik, YGS de şifrelerin ortaya çıkması, Cemaat, Mafya, Hükümet üçgeninin ortaya çıkması bunlardan rahatsızlık duyan bir çok liseli ve bu dominonun başı müdürlerine sırtını dönen liseliler olmuş olabilir. Ama dediğimiz gibi zaten içi dolu olan bir süreç vardı ve bunun patlaması oldu kıvılcımı oldu.
Soru; Türkiye'de ve özellikle Denizli'de 'Liseliler Ne Talep Ediyor'?
Cevap: Bizim talebimiz en başından beri belirttiğimiz gibi 'parasız eğitim, laik eğitim, Atatürk İlke ve İnkılapları'na bağlı bir eğitim sistemi. Bildiğiniz üzere bir kaç yıl önce Atatürk ilkelerine bağlı nesiller yetiştirmek' programdan çıkarıldı. Bunun tekrar uygulanmasını istiyoruz. Cumhuriyet devrimlerinin layığı olan eğitim sisteminin uygulanmasını istiyoruz. Gerici, yandaş idarecilerle bizleri sindirmeye çalışıyorlar. Bizler tüm bunlardan rahatsızız, bunların sonlanmasını artık bilimsel bir eğitim ortamında buluşulmasını istiyoruz. Liselerde özellikle idareciler tarafından sen 'sağcısın, solcusun' gibi ayrımlara maruz kalmak istemiyoruz. Araştırmalar yapmak istiyoruz. Bizlerin okumasını, okutmasını, laboratuvarlar da araştırmalar yapabileceğimiz daha çok bilime ışık tutan bir eğitim sistemi istiyoruz. Ezberci eğitim sistemi istemiyoruz. Böylelikle daha çağdaş bir eğitim sistemi ve bunun doğrultusunda daha laik bir ülke oluşması talebimiz.
Sorunlarımız sadece liselerdeki eğitim sisteminde değil. Liseliler ülke siyasetine kayıtsız insanlarda değiller. Kendimize örnek olarakda Mustafa Kemal Atatürk'ü alıyoruz. Bunu söylemekten de hiç bir zaman çekinmedik. Atatürk ülkenin bağımsızlığı tehlikeye girdiğinde nasıl liseli arkadaşlarıyla gazete çıkarttıysa ve idarecilerine karşı göğüs gerdiyse ki bu durumdan dolayı cezada alıyor, bizde bugün aynı şekilde liselerden mücadeleye başlıyoruz. Bu Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesi aslında; buna örnek vermek gerekirse Kurtuluş Savaşın da Kabataş Erkek Lisesi 'o yıl mezun veremedik' yazıyor dosyalarına. Yani liseler aslında her zaman hem vatan savaşında, hem ülkenin bütünlüğünü korumak ve bağımsızlığını sürdürmek için verilen mücadelede en öndeler. Liseliler her gençlik hareketinin dinamiğini oluşturuyor aslında. 68 hareketinde bile Taksim'de 10 bin tane liseli 'Ataya Şikayet' olarak yürüyüşlerini gerçekleştirip, harekete de önderlik ediyorlar.
Liselilerin hareketi örgütlü olarak mı başladı, yoksa sonradan mı örgütlü bir hale dönüştü?
Cevap: Biz buna şöyle diyoruz; zaten her topluluk bir örgüttür, bir aile örgüttür, bir okul örgüttür, Galatasaray Lisesi, Kabataş Lisesi kendi içinde örgütlü insanlar okulları olarak, ama tabi ki siyasallar koşullarla bu örgütlenmeyi daha ileriye taşıyabilecek örgütlülük yoktu. Onların ki daha çok kendi içlerinde kurgulayıp uyguladıkları bir sistemdi. Bu noktada bizler devreye girerek bu konuya destek verdik. Onların tamamen yanlarında olduğumuzu belirterek bu hareketi tüm Türkiye'ye yaydık. 7- 8 okulla da değil 400 okulla aynı anda bildirilerimizi yayınladık. Tabi ki bunu yaparken bizlerle birlikte örgütlü olmanın bu hareketi daha ileriye taşıyacağı konusundaki önemi de arttıracağını söyledik. Zaten bu hareketler birbirinden bağımsız şekilde değil, aksine birbirini destekleyen şekilde ortaya çıktı. Ama tabi ki şunu da söylemek lazım. Robert Kolejiyle İmam Hatip Lisesinin ne birleştirir, bizim bunları aynı çatı altında toplamamız lazım. Bunlar kendi içlerinde örgütlü hareketlerdi bu yüzden biz diyoruz ki, destek olan bir bildiriyle birlikte gelin, tek çatı altında hareket edelim. Çünkü bunların tek bir noktada buluşup organize ve kontrol edilmesi gerekir ve bu olayları da başarıya götürecektir.
Soru;Öğretmenlerin bu işin başında olduğu gibi söylemler de duyuyoruz. Çğretmenler bu olayın neresinde ?
Cevap: Bizlere fikirleriyle destek olmaya çalışan eğitimcilerimiz illaki olacaktır. Ama okullarda işleyen öyle bir sistem var ki, öğretmenler mevcut sistemin aksine ağzını bile açsa direk soruşturmalardan geçiriliyor. Zaten öğretmenlerin direkt olarak öğrencileri yönlendirip böyle bir bildiri yayınlatması mümkün değil. Bunda da niyet şu; 'bunlar öğrenci kendi başlarına bir şey yapamaz kesin bunların başında da şu vardır gibi karalama kampanyaları yapıyorlar.' Haberlerde öğrendiğimiz kadarıyla Memur-Sen bu hareketi küçümsemek adına bu tür bir açıklama yapmıştı. Maksat bu noktada liselilerin istediğinde ne kadar güçlü olduğunu gösterebilecekleri bu tür olayları basitleştirmeye çalışmak dan başka bir şey değildir.
Soru; Öğrenci Hareketleri dediğimizde aklımıza öncelikle Üniversiteliler gelmektedir. Bu olaylarla birlikte Liselilerin tekrar öğrenci hareketinin başına geçtiğini söyleyebilir miyiz?
Cevap: Başına geçmek değil, liseliler zaten bu mücadelenin içinde her zaman vardı. Bu 400 lisede bu işin içine girince, sosyal medyada bu olaylara fazlaca destek verince, zaten bu denli büyüdü ve ilgi gördü. Liseliler zaten gezi hareketinde, 10 Kasımlarda 19 Mayıslarda, devamsızlık hakkı 10 güne düşürüldüğünde, tarih kitaplarından Atatürk'ün ismi çıkarılmak istendiğinde, Türk Milleti kavramı kaldırılıp yerine Osmanlı Ümmeti gibi sıfatlar getirilmeye çalışıldığında, 29 Ekim Cumhuriyet bayramı yasaklandığın da Ankara'da 1 Milyon kişi meydanlara çıktığında da onların içinde sokağa inen bir sürü liseliler var. Liseliler her zaman ayaktaydı, her zaman bu mücadelenin başındaydı. Fakat bu bildiri imzalama olayları direk liseliler üzerinden olunca ve sosyal medya da kendine fazlaca yer bulunca, 'sanki liseliler ortalık da yoktu da yeniden meydanlara çıkmış' gibi düşünülmesine neden oldu. Bizim gözümüzden baktığınızda böyle bir durum zaten yok. Biz, dünde vardık bugünde varız. Bizler her zaman var olmayada devam edeceğiz.
Soru; Bazı çevrelerce bu süreci bildiri oyunu, tezgah diye adlandıranlar var, velilerin bu duruma tepki göstermesi için de zemin hazırlanıyor böylelikle, bunlarla ilgili nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?
Cevap; Korkunun yansıması diyelim, AKP iktidara geçtiğinden beri yaklaşık 14 yıldır eğitim sistemi üzerinde değişiklikler yapıyorlar. Biat eden, sorgulamayan, bizim dediğimiz olsun diyen, ülke çıkarları değilde, kendi çıkarlarını gözeten bir nesil yetiştirmeye çalışıyorlar. Ama bunu 14 yıldır bizler gibi düşünen gençler sayesinde gerçekleştiremediler. Çünkü liseliler olsun, üniversiteliler olsun hala 'Atatürk ve Cumhuriyet' diye haykırmaya devam ediyoruz. Kendi istedikleri gençliği ve nesli yetiştiremedikleri için korkuyorlar, koltuklarını düşünüyorlar. Dediğimiz gibi Kurtuluş savaşının önde gelenleri 15'lilerdi, 68 deki olayların başkahramanları liselilerdi, bunun getirisi olarak ülkede devrim niteliğinde değişimler ve kalkınma olmuştur. Sonuç olarak bu insanlar kendilerinin ve fikirlerinin süpürülmesinden korkuyorlar. Tabi ki bu durum birazda gündem değiştirme olarak da anılabilinir, çünkü ortalama 400 liseli haykırıyoruz. 'Bu şekilde yönetilmekden ve uygulamalarınızdan bıktık.' Şikayetlerimizi dile getirdiğimizde kendileri bizi "Bunu siz söylemiyorsunuz, birileri sizi yönetiyor" gibi söylemlerle suçluyorlar. Ayrıca, bazı basın organlarınında desteğiyle insanlara karşı algı operasyonu yapıyorlar. Bilmedikleri bazı şeylerden biriside şu bu; 400 lisenin içinde 2 tane de İmam Hatip Lisesi var. Hükümet her yeri 'İmam Hatipleştiriyor"du ve her yere açıyordu. TEOG sınav sistemini getirdiler belirli bir baraj koydular, barajın altında kalanları İmam Hatip Liselerine yerleştirdiler. Ama kendi okullarında oluşturmak istedikleri sistemlerinde bile ayaklanma var. bu hareketimiz mevcut eğitim sisteminin çöktüğünün de bir göstergesidir. Liselerde bu denli bir ayaklanma olması demek bu sistemin sağlıklı çalışmadığı, işlemediği anlamına geliyor. Buna verebilecek bir cevapları da yok. Haliyle bizim eğitim sistemimiz çöktü diyemedikleri için Liselilerin hareketine çamur at izi kalsın mantığıyla yaklaşıyorlar.
Soru; Günümüzde Kolejler dediğimiz yada özel diye adlandırdığımız baskıcılığın fazla görülüp duyulmadığı liselerden bazıları da bu bildiriye imza attı. Bu durum sizi şaşırttı mı nasıl değerlendirdiniz bu katılımlarını?
Cevap; Aslında o olay pek de öyle değil. Çünkü bu özel dediğimiz bazı okullar hükümete daha yakın kurumlarda olabiliyor ve buralarda baskıcı zihniyet daha fazla kendini gösteriyor. Denizli'de de bunun fazlaca örneği mevcut. Lakin bizler güçlü bir kuvvetiz bunların karşısında da dik bir şekilde duracağız. Baskıcı zihniyete yine geçit vermeyeceğiz. Diğer türlü rahat diye adlandırdığımız okullarda da bu insanlar ülkenin gündeminden bağımsız hareket etmiyor. Bu ülkede yaşadıkları için aynı eğitim sisteminde eğitim aldığımız için, bu insanlarda bu durumdan rahatsız olup ses çıkarabiliyor çünkü konu sadece maddi değil bilimsel, laik bir eğitim özlemi hepimizin içinde var, ve şartlar kötüleştiğinde ellerindeki maddi güç bir anlam ifade etmeyecek bunun herkes farkında. Bu olayı birazda Geziyle bağdaştırmak gerekirse ilk başlarda mesele bir kaç ağaç denilmişti ama halk sokağa Türk bayraklarıyla inerek hükümet istifa diye tepki vermişlerdi. Bu durumu da şu şekilde buna benzetebiliriz; burada konu bir kaç müdürün yandaş olması değil, tamamen Mustafa Kemal'in İlke ve İnkılaplarına sahip çıkmayan bir nesil yetiştirmek istenmesi. Cumhuriyete tamamen karşı politikaların yürütülmeye çalışılması, eğitim sisteminin her gecen gün laik, bilimsel eğitim uygulamalarından uzaklaştırılıyor olması, ayrıca bu özel diye adlandırdığımız bir çok eğitim kurumundan öğrenciler bizlerin arkadaşı dışarıda oturup fikir alışverişi yaptığımız insanlar, bir çoğumuzun kötü şartlara maruz kalması onları neden rahatsız etmesin?
Soru; Eğitim sistemi olan 4+4+4 büyük destekler veya tepkiler alarak yürürlüğe girdi, şimdi bu sistemde değiştirilmek isteniyor. Özellikle son 14 yılda eğitim sistemi üzerinde fazlaca değişim yapılmasının öğrencilerdeki yansıması nedir?
Cevap; 4+4+4 dediğimiz sistem zaten başından beri bizi ileriye götüren bir sistem değil, zorunlu eğitim 4 yıla düşürülüyor ve bunun getirisi olarak da önceden liselerde evlenmek yasaktı şimdi bununda önünü açmış oldular. Açık liseye geç evlenebilirsin mantığıyla bir yaklaşım ortaya çıktı. Bizler bunu dile getirdik ve mesela ülkemizdeki çocuk gelinlerin sayısının 20 bine ulaştığı, ne yazıkki ülkemizin yüzkarası bu durumunun oranlarının %35 gibi arttığına şahit oluyoruz. Antalya'da Milli Eğitim şurası yapıldığında bizler bu şurayı tanımadığımızı bu şuranın milli değil gayri milli bir şura olduğunu söylemiştik. Ankara' da liseliler olarak toplanıp gerçek Milli Eğitim şurası nasıl yapılır bunu gösterdik. Orada nasıl liselerde okumak istediğimizi, mevcut sisteme karşı nasıl dik durmamız gerektiğinin kararlarını hazırlamıştık. 4+4+4 sisteminin tutmayacağını en başında söylemiştik. 5 yaşlarındaki bir çocuğu ilk okula başlatmanın yanlışlarını söylemiştik. Zaten halkın buna tepki göstereceği çok belliydi ve bugünde bu sistemde sonuçlarını görebiliyoruz.
Soru; Bu sürecin hareketlenmesinde İmam Hatip Liseleri'nin rolü nedir?
Cevap; Kadrolarındaki çoğunluğunda getirisi olarak şuan gelecek kaygısını onlarda yaşamaya başladılar. Üniversitelerde yaşayacakları yerleştirme sorunları gün yüzüne çıkmaya başladı. Çünkü mezun olduklarında örnek vermek gerekirse bin tane Din Kültürü öğretmeni kontejanı olur ama 2 bin mezun olur ve bunun sıkıntısını da yine kendileri çekecekler. Ama bu konuda haliyle farklı sapmaları gün yüzüne çıkarabiliyor. Zaten o okullardaki eğitimci kadrosunun da durumu belli. Tamamen yandaş ve gerici eğitimcileri oralara doldurdular. Orada okuyan arkadaşlarımızdan duyuyoruz; İktidar partisinin siyasilerinin konuşmalarını sınıflarda yapıyorlarmış ve AKP'yi destekleme çağrısında bulunuyorlarmış. Partiye üye olurlarsa sözlüden yüksek puan vereceklerini belirtiyorlarmış. Bir şekilde eğitim görülmesi gereken yeri kendi siyasi propagandalarını yaptıkları bir yer haline çevirdiler ve arkadaşlarımızda bu durumlardan şikayetçi. Bu yüzden bu bildiriye destek verdiklerini açıklıyorlar. Çoğunluğu da oralara isteyerek giden öğrenciler değiller zaten. Eğitim sisteminin bir oyunu olarak oralara yerleşmek zorunda bırakıldılar.
Soru; Bildiri yayınlayan bazı liselerde karma eğitimin dağıtılıp yerine tek tip eğitip sistemine geçilmesi söz konusu olan yerlerde var bu noktada bu bildiriyle o konuda da bir destek olunabilinir mi?
Cevap; Konu burada yine laiklik meselesine geliyor. Ülkede laikliğe karşı küçümsenemez boyutta bir saldırı var, geçtiğimiz günlerde ülkece yaşadığımız bir olay var meclis başkanı alenen laikliği kaldıracaklarını söylüyor. Bizler o zamanda bugünde bunun karşısında durmaya devam ediyoruz. Liselerde de bunu deniyorlar haliyle, artık birisi laiklik karşıtı bir şeyi söylediğinde garip karşılamıyoruz çünkü saklamadan gizlemeden laikliğe karşı açılmış aleni bir savaş ortada. Bu durumda bizim üzerimize düşen şey hem laikliğin hemde Atatürk'ün İlke ve İnkılaplarının arkasında durmak ve onlara istediklerini yaptırmamak. Yoksa bu insanların amacı 'hadi kızlarla - erkekleri birbirinden ayıralım' gibi basit bir olguyla yaklaşmıyorlar direk olarak laiklik sistemine karşı verdikleri bir mücadelenin parçası olarak kullanıyorlar. Zaten bu zihniyet değişimini ülkenin genelinde başarabildiklerinde bu savaşı kazanmış olacaklar. Liseliler olarak bizlerde bunlara geçit vermemek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu yıl ortaya çıkan 'Talim ve Terbiye Kurulu'nun yayınladığı bir tarih kitabı var bu kitap da 'Türk Milleti' kavramı geçmiyor. Bunun yerine Osmanlı Ümmeti, Osmanlı erkeği, Osmanlı kadını gibi ayrıştırmaları böyle kitaplara koymaya çalışıp, eğitim ve öğretim programlarında bu tür söylemlere fazlaca yer verip, ayrıştırmak istiyorlar. Çünkü istedikleri Türkiye modeli zaten laik, çağdaş bir ülke değil, tam tersine biat eden sorgulamayan, sömürgecilik zihniyetine daha yakın bir ülke yaratmaya çalışıyorlar. Eğitim sisteminin değiştirilmesi konusunda bu kadar ısrarcı olmalarının nedeni de laik ve çağdaş bir eğitim sisteminde yetişecek bir neslin onları koltuklarından edeceklerini çok iyi biliyorlar. Bizler böyle bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Atatürk'ün izinden giden çağdaş bir zihniyeti benimsemiş ülke yönetimi ve eğitim sistemiyle var olmak istiyoruz.Yine bir dersle örnek vermek gerekirse; İnkılap tarihi derslerinin oranı en aza indirgenerek 'İslam Tarihi' dersleri arttırılıyor, buda aynı paydada birleşiyor. Çünkü İnkılap dersini azalırsa öğrenci bu ülkenin vermiş olduğu Kurtuluş mücadelesini ve değerini öğrenemez. Yani Gençliğe Hitabeyi öğrenmezlerse 'bu gençler bize karşı koymazlar' zihniyetiyle hareket ediyorlar.
Saoru; Eğitim sistemiyle birlikte Milli Eğitim Bakanı da sıkça değiştiriliyor bu sürekli değişim sistemi nasıl etkiliyor ve bu Bakanlıklara sizce nasıl insanlar getirilmeli?
Cevap; Bu noktada bunun formulünü bilen insanların bu konumlara idareci olarak getirilmesi lazım. Millî Savunma Bakanlığı yapan bir kişiyi apar topar bir kararla Milli Eğitim Bakanlığına getiriyorlar. Son 14 yılda 15 defa sınav sistemi değiştirildi bu ülkede.Milli Eğitimin hala kafası karışık, bizce kafası karışık olmayan bir insanın idareye gelmesi lazım. Son Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı görevinden ayrılırken bu sistemin çöktüğünün fark etmişti. Açıklamasında bu sistemin reforma ihtiyacı var demişti. Yani bu sistemin sıfırdan inşa edilmesi gerekiyor ve bu vasıflarda bir insanın bunun başına getirilmesi şart. Ama iktidarda bu saydığımız özelliklerin hiç birini önemsemeden sadece kendi istediklerini yapacak, kendi çıkarlarını gözetecek insanları bu sistemin başına getiriyorlar. Bu yüzden bu sistemide yine onaracak- düzgünleştirecek insanlar iktidarda değil! Biz gibi aydınlık gelecek nesillerdir.
Soru; Okullar kapanıyor bu Liselilerin giriştiği hareketi nasıl etkiler ve gelecek eğitim yılı için şimdiden planlarınız var mıdır?
Cevap; Çok rahat bir şekilde görülecektir; çünkü artık liseliler bu mücadelenin ateşinin körüklediler. Bu yaz her yaz olduğu gibi yine bir kamp yapacağız, bu kamplarda gelecek dönemi planlıyoruz. Bir taraftan eğleniyor, bir taraftan öğreniyoruz. Tamamen kendimizi geliştirmeye yönelik bir kamp, haliyle baş başa kalıyoruz. Sürekli bir şeyler üretiyoruz, uyuyan bir gençlik değiliz. Tatilin dinlencesine kendimizi çok kaptırmıyoruz, yazın herhangi bir zamanında sokağa çıkmamızı gerektirecek bir şey olursa da zaten tüm arkadaşlarımız bulundukları noktalardan bu mücadeleye katılmaya devam ediyorlar. Çünkü bizlerin mücadelesi Lise binalarından ibaret değildir.
Bu konuda söyleyeceğimiz son söz de şu olur; 'Örgütlü Bir Halkı Hiç Bir Kuvvet Yenemez' örgütlenelim ...
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.