KÖY ENSTİTÜLERİ IŞIK SAÇMAYA DEVAM EDİYOR
KÖY ENSTİTÜLERİ IŞIK SAÇMAYA DEVAM EDİYOR
Köy Enstitüleri kuruluşunun 76. yılını kutluyor.
Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 76'ıncı yılını kutlamaya hazırlanan Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Denizli Şubesi, bir dizi etkinliklerle Köy Enstitülerinin ruhunu yaşatmaya çalışacak.
Gerçekleştirilecek proğramlar ve dernek hakkında bir açıklama yapan Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Denizli Şubesi Başkanı Ayşegül Odabaşıoğlu, "Bu yıl Köy Enstitülerinin kuruluşunun 76. yılını kutluyoruz. Sayısı 21’e ulaşan Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 yılında kurulan, 1946 yılında yolundan saptırılan ve 1954 yılında kapatılan özgün, aşılamayan, aydınlık bir Cumhuriyet projesidir. Köy Enstitüleri, emperyalist işgalcileri topraklarından kovan ve ezilen halklara ulusal kurtuluş yolunu açan Türk halkının sosyal kurtuluşa yürüyüşünün destanıdır.
Köy Enstitüleri; yoksulluğun, açlığın, salgın hastalıkların, bilgisizliğin pençesindeki Türk köylüsü için bir uygarlık ve değişim eyleminin; bir sosyal devrimin ilk adımıdır. Köy Enstitüleri; eşitlikçi, demokratik, laik, bilimsel, üretici eğitimin, kişilik eğitimi ve demokrasi temelli eğitim anlayışının adıdır. Köy Enstitüleri; yalnızca "köyün canlandırılması" için öğretmen yetiştiren bir eğitim modeli değil, aynı zamanda ülkemiz aydınlanma hareketinin, ilerici devrimci toplumsal değişimin, yenilenmenin dinamiğidir.
Köy Enstitüleri sistemi, yoksul köylülüğün gereksinimlerinden ve ulusun gerçeklerinden yola çıkarak, Cumhuriyetin eğitim devrimcisi Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un, yaratıcı düşüncesiyle oluşturulan evrensel kurumlardır. Köy Enstitüleri öğrencilerin yönetime katılarak kendi kendini yönettiği, demokrasiyi, özgürce, sınırsız uygulayarak özümseten kurumların adıdır. Köy Enstitüleri, tutumluluğu, yapıcılığı, yaratıcılığı ve üreticiliği ilke edinen, eğitimde fırsat eşitliğini hayata geçiren, kadın erkek ayırımını kaldıran, bölgelerarası dengesizliğe son veren, ulusun yeniden doğuşunun adıdır.
Köy Enstitüleri, birlikte üretmenin, doğayı birlikte dönüştürmenin, birlikte başarmanın adıdır. Eğitim tarihimizde ilk pozitif ayrımcı eğitim sisteminin adıdır.
Köy Enstitüleri, halk kültürüdür. Bozkırın, umudun senfonisi, türküsü, halk oyunları ve müziğidir Köy Enstitüleri, Anadolu kültürünün tüm zenginliklerini, eğitim dizgesine katan, öğrencinin insana dair tüm güzelliklerle donatılması ve toplumsal sorumluluğa sahip olmasını amaçlayan ve her yönüyle çevresinin ve bölgesinin eğitim, kültür merkezi olan kurumlardır.
Köy Enstitülerinden yetişen yazar ve şairler, Türk edebiyatında büyük bir kültür devrimini gerçekleştirmiştir. Edebiyatı halklaştıran bir eğitim dizgesinin adıdır. Köy Enstitüleri; bir insanlaşma, toplumsallaşma projesidir. Anadolu insanın özgürlüğe-aydınlanmaya yürüyüşünün adıdır. Anadolu topraklarında ulusaldan evrensele yürüyüşün, özgüvenin, aşılamayan özgün bir eğitim sisteminin adıdır.
Biz yaparız, biz üretiriz, biz başarırız demenin adıdır. Korkuları yenmenin destanıdır. İlerici bir toplumsal değişim projesi-kültür devrimidir. Nitelikli bir eğitimin, laik, demokratik, bilimsel, karma, parasız eğitimin, eğitim hakkının adıdır. Köyün kendi çocuklarıyla içten canlandırılması olayı ve özgün öğretmen yetiştirme deneyiminin adıdır.
Köy Enstitüleri; çoban adayı 17 bin 341 yoksul köy çocuğundan, bilinçli bir aydın, gerçek Cumhuriyet öğretmeni ve köy sağlık memuru yaratan devrimci kurumun adıdır. Özünde Köy Enstitüleri, bir özgürleşme eylemidir, genç Türkiye Cumhuriyetinin 1940 yılında gerçek kılmayı amaçladığı büyük ütopyasıdır. Köy Enstitüleri, bu ülkenin vicdanıdır, bir kültür devrimidir, özgün bir eğitim sisteminin, eğitim hakkının adıdır. Başka bir eğitimin, başka bir okulun olabileceğini gösteren bir çağdaşlaşma tasarımı ve Türkiye’nin 200 yıllık modernleşme hareketinin en önemli kazanımıdır. Evrensel pedagoji dünyasına ülkemiz eğitimcilerinin armağanıdır.
“Enstitü Işığı” çözümlenemeyen eğitim sorunları nedeniyle, yüreklerde, belleklerde canlı bir “Saklıkent” olarak yaşamaya, aydınlık bir esin kaynağı olmaya devam ediyor. Enstitüleri mekânsal olarak kapatanlar, enstitü düşüncesini, felsefesini beyinlerde, yüreklerde yaşamasını engelleyemediler, 76. yılda da engelleyemeyecekler…
Köy Enstitüleri, özgün bir eğitim ve öğrenme süreçlerinin yaşama geçtiği eğitim kurumları, toplumsal dönüşüm merkezleriydiler. Köy Enstitüleri eğitim sistemi, öğrenmeyi hayatın gerçek problemleri üzerinden gerçekleştiren ve üretime, beceriye dönüştüren bütünsel bir eğitimin adıdır. Enstitüler, yaparak, yaşayarak, üreterek öğrenilen bilgilerle deneysel pedagojiyi hayata geçiren, doğayı iş ve emekle dönüştüren kurumlardı. Enstitülerde öğrenciler, “özgüven ve özgürleşme” süreçlerini geliştirerek Cumhuriyetin “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” kuşakları ütopyasını hayata geçirdiler. Özgürleşme, enstitü eğitiminin temel hedefiydi ve bunu da başardılar…
Köy Enstitüleri; “iş okulu, kültür okulu, müzik okulu, tarım okulu, sanat okulu, aydınlanma okulu” olarak 1940’lı yılların “ötekisi”, ortaçağı yaşayan nüfusun % 80’inin yaşadığı köylerin gelişimini-değişimini kendi çocuklarıyla başarmayı hedefleyen özgün bir eğitim-kültür projesiydi. Bu amaçla öğrencilere öğretmenlik becerileri yanında erkek öğrencilere “demircilik-yapıcılık-marangozluk”, kız öğrencilere “biçki-dikiş, ev ve el sanatları” gibi farklı alanlarda uygulamalı eğitim vererek, araçsal donanımlarla köylere göndererek bu becerilerin köylere taşınması imecesinde yer aldılar.
Dünyada faşizmin yaşandığı 1940’lı yıllarda bu beceriler dışında halk sağlığı, modern tarım ve hayvancılık alanlarındaki çağdaş bilgileri, deneyimleri köye taşıdılar. Köy Enstitüleri,“eğitim ve demokrasi” gibi iki evrensel değeri yan yana getiren eğitim kurumları olarak demokratik kültürü bir yaşam biçimine dönüştürerek, tüm süreçlerin sorgulandığı eğitim kurumlarıydı.
Köy Enstitülerinin kuruluşlarının 76. yılını kutladığımız bu günlerde Türkiye’de eğitimi tümüyle “dinselleştirme, kadrolaşma ve piyasalaşma” penceresinden bakan siyasal iktidar, bu eğitim politikalarıyla ülkenin aydınlık geleceğini karartmaktadır. Ülke çok hızlı bir biçimde evrensel bilimsel, pedagojik eksenden uzaklaşmaktadır. Buna itirazımız vardır.
Eğitimle ilgili tüm veriler eğitim sisteminin tümüyle niteliğini ve işlevselliğini kaybettiğini, eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin kaynağı olduğu, nitelikli öğretmen yetiştirme heyecanını kaybettiğini gösteriyor. Tüm veriler bunu gösteriyor. PISA-2015 sonuçları ve YGS-2016 sonuçları eğitimin nitelik kaybını açıkça ortaya koymaktadır. Tüm bu veriler karşısında siyasal iktidarın bu sorunları görmemesinden endişe duymaktayız. Eğitim sorunlarına kayıtsız bu anlayışa itirazımız vardır.
Evrensel çağdaş eğitim; Cumhuriyetin temel kazanımıdır. Ülkemizin laik, bilimsel, demokratik, karma eğitim kazanımlarından uzaklaştırılmasına itirazımız vardır.
Eğitim, evrensel bir insanlık hakkıdır. Eğitime küresel kapitalizmin piyasacı anlayışından bakan eğitim politikaları ülkedeki eşitsizlikleri arttırmakta ve yoksulların eğitim ortamlarından uzaklaşmasına neden olmaktadır. Buna itirazımız vardır.
Siyasal iktidarın 2012 yılında hiçbir pilot uygulaması, bilimsel hazırlığı olmadan uygulamaya kattığı 4+4+4 yasası ülkenin önünü tıkamaktadır. Eğitimi dinselleştirme ve piyasalaştırma hedefli bu yasanın uygulamaları bugün ikinci dört sonrası yaklaşık 2 milyon çocuğumuzun açık öğretime geçmesine neden olmuştur. Bu çocuklarımızın çoğu kız ve yoksullardır. Bu yasaya itirazımız vardır.
Siyasal iktidarın eğitime bilimsel-pedagojik pencereden bakamaması cami ve okul gibi iki farklı kurumun iç içe girmesine neden olmuş ve kurumların işlevleri birbirine karıştırılmıştır. Sonuçta laik-demokratik eğitim hızla yok edilmiştir. Siyasal iktidarın imam hatip ortaokul ve liselerine bu ideolojik pencereden bakması sonucu sayıları hızla arttırılmış ve 2016 yılı itibariyle imam hatiplerde okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 200 bine varmıştır. Bilim ve pedagojinin evrensel ilkeleri adına buna itirazımız vardır.
Siyasal iktidar, Haziran 2014’te Anadolu Öğretmen Liselerini kapatarak 1848 yılında başlayan öğretmen yetiştirme geleneğini yok etti. Köy Enstitüleri, öğretmen okulları ve Anadolu Öğretmen Liseleri geleneğini, kültürünü yok eden bu anlayışa itirazımız var.
Üniversiteler özerk ve demokratik bir yapıda her tür erkten bağımsız olduklarında evrensel değerlerde olan yüksek eğitim kurumlarıdır. Son yıllarda üniversiteler tümüyle siyasal iktidara teslim olmuş, özerkliklerini ve özgünlüklerini kaybetmiş, akademik özgürlük yok edilmiştir. Buna itirazımız vardır.
Siyasal iktidarın yanlış tarım ve hayvancılık politikaları nedeniyle köyler boşalmış ve köy okulları kapatılarak kırsal bölgelerde eğitim tümüyle taşımalıya dönüşmüştür. Bu politikalara itiraz ediyoruz ve bu köy okullarına atanamayan 300 bin öğretmenin atanarak, eski köy okullarının halk odası ya da köyün toplumsal belleği olabilecek müzelere dönüştürülerek okul mekanların yeniden değerlendirilmelerini talep ediyoruz.
Türkiye 2016 koşullarında bu sorunları yaşarken Köy Enstitülerinin 76. yılında tüm ülkede aydınlanmayı, özgürleşmeyi ve enstitü kazanımlarını konuşacağız, ülkemizin aydınlık geleceği adına eğitim reformu talebimizi dile getireceğiz. Enstitülerinin kuruluşunun 76. yılında Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve 17.300 enstitülü öğretmenimizin anısına saygıyla… SELAM OLSUN BU DESTANI YARATANLARA VE YAŞATANLARA!"
Kutlamalar kapsamında 15 Nisan'da Resim ve Fotoğraf Sergisi (Forum Çamlık saat: 18:00) - 16 Nisan Cumartesi günü Makine Mühendisleri Odası'nda "Türkiye'de Eğitim Çıkmazı" Panel ve söyleşi ve yine aynı gün akşamında da Kelleci Kardeşler Restourant da yemek düzenlenecek.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.