ADD Denizli Şubesinden "Dil Bayramı" mesajı
ADD Denizli Şubesinden "Dil Bayramı" mesajı
ADD Denizli Şubesi "Dil Bayramı" açıklaması
Tarih ve dil; yalnız yönetimi, devleti ya da belli grupları değil, toplumu oluşturan her vatandaşı yakından ilgilendiren değerlerdir.
Atatürk 1932’de Türk Dil Kurumu’nun kurarak, Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarıp, ekonomik, siyasi bağımsızlığın yanında kültürel bağımsızlığı sağlamak ve yeni kavramları karşılayacak bir kültür dili haline getirmek istedi. Ülkede başlatılan dil seferberliği ile Türk dilinin öz zenginliği meydana çıkarılarak, dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe erişmesine çalışıldı. “Batı dillerinin hiçbirinden aşağı olmamak üzere, onlardaki kavramları anlatacak keskinliğe, açıklığa sahip Türk bilim dili terimleri tespit edilecektir.” diyen Atatürk’ün 1. Dil Kurultayı’nı açtığı 26 Eylül, ülkemizde “Dil Bayramı” olarak kabul edilmiştir.
Türk Dil Kurumu, Atatürk döneminde ve ondan sonraki dönemde çeşitli siyasal dalgalanmalara karşın çalışmalarını sürdürmüştür. Konuşma dili ile yazı dili arasındaki uçurum büyük ölçüde giderilmiş, Türkçe büyük oranda özleştirilmiş bir bilim ve kültür dili düzeyine çıkarılmıştır.
Ancak, 1982 yılında Anayasaya konan bir hüküm ile Türk Dil Kurumu ve benzeri statüdeki Türk Tarih Kurumu’nun kaldırılması hazırlığı yapılmış ve daha sonra çıkartılan bir yasa ile bu kurum kapatılmıştır.
Türk ulusu günümüze kadar, tarihin binlerce yıl derinliklerinden süzülüp gelen Türkçesini adeta oya gibi işlemiş; Dede Korkut, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Sait Faik, Nazım Hikmet, Aziz Nesin gibi birçok sanatçı yetiştirmiştir. Ne yazık ki bu zengin dil, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde olduğu gibi bugün de devlet tarafından bir kenara itilmiştir.
Yabancı dil öğretmenin yöntemleri varken, dersleri yabancı dilde öğretmek; tam bir aymazlık, ulusal kimliğini inkâr ve aşağılamadan başka bir şey değildir. Bir kısım üniversitemizde derslerin çoğunun yabancı dille yapılması ise tam bir sömürge uygulamasıdır. Bugün ekonomik, siyasal bakımdan giderek emperyalizmin kuşatması altına girmekte olan ulusumuzun, “dili” ve “kültürü” de duyarsız yöneticilerin izlediği eğitim politikalarıyla hızla yabancılaşmaktadır. Bugün caddelerdeki işyeri adlarına bakarak bu kötü gidişi görmek mümkündür.
Bakanlıklar, okullar, meslek odaları ve belediyelerin bilinçli çabalarıyla dildeki bu yozlaşma ve yabancılaşmaya son vermek bugün hiç de zor değildir.
Tekrar dünyanın hızla kalkınan saygın bir ülkesi olabilmek ancak bağımsız, onurlu bir dış politika, ulusal, laik bir eğitim ile olanaklıdır.
Türkçe; geçmişimiz ile geleceğimiz arasında en önemli köprüdür. Bu nedenle “Bütün eğitim kurumlarında eğitim dili Türkçe olmalıdır. Bu konuda gerçekleri gören Atatürk bizlere şöyle diyor: Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.
Günümüzde tarihimize ve ulusal değerlerimize bilinçli ve sürekli bir saldırı söz konusudur. Türk halkının ulusal kimliği yok edilerek ülke kapılarının emperyalizme daha kolay açılması sağlanmak istenmektedir.
Bugün Türk halkının tarihte az görülür büyük özveriler sonucunda kanla çizdiği ulusal sınırlarımız ve üniter devlet yapımız da büyük tehdit altındadır. Dünyanın en köklü ve en gelişmiş dillerinden biri olan güzel Türkçemiz de bundan nasibini almaktadır.
Bütün aydınlarımızla birlikte halkımızı ve tüm yetkilileri, Türk diline sahip çıkmaya, çağırıyoruz. Diline, sahip çıkmayan bir ulusun geleceği yoktur. Türkiye’de resmî dil Türkçedir. Türkçe, Türk halkının ortak dilidir. Bu dilin her yurttaş tarafından çok iyi öğrenilmesi zorunludur.
Dil Bayramı tüm ulusumuza kutlu olsun.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.