800 DERECE ISININ KARŞISINDA DEMİR DÖVÜYORLAR
800 DERECE ISININ KARŞISINDA DEMİR DÖVÜYORLAR
Türkiye’yi kasıp kavuran Afrika sıcaklarının etkisini arttırdığı son günlerde vatandaşlar sokağa çıkmaya korkarken, onlar ekmeklerini 800 dereceyi bulan ateşten çıkarıyorlar. 57 yıldır Demirciler Çarşısı’nda çalışmaya devam eden Ali Öztürk ve kardeşi Ahmet Öztürk, demir döverek yaşamlarını sürdürüyorlar.
Zaman zaman nefes almanın dahi zorlaştığı kentte sıcağa aldırmadan çalışan demirciler, çalışma süreleri boyunca litrelerce su tüketerek ayakta kalıyor. Emektar demir zanaatkârı Ali Öztürk ve kardeşi Ahmet Öztürk, dinlenmek veya serinlemek amacıyla güneş altında sıcaklığı 40 dereceyi bulan açık alanlara çıkıyor. 57 yıldır Demirciler Çarşısı’nda çalışmaya devam eden Ali Öztürk, “Eskiden yazları saat 15.00’a kadar çalışabiliyorduk ama bu havalar adamı saat 10.00’da bitirecek cinsten. 800 derece sıcaklıktaki demiri işliyoruz. Biliyorsunuz bin 500 derecede demir eriyor. Atölyenin çalışması sırasındaki derecesi ise 80 dereceyi buluyor. Sıcaklardan dolayı ince iş yapıyoruz. Nacak gibi uzun ve ağır bir işçiliği bu havada yapmak ise mümkün değil” dedi.
Demirciliğe 11 yaşında çırak olarak başlayan Ali Öztürk, hayatı boyunca böyle bir sıcaklığa denk gelmemeğini belirterek, “Hava çok sıcak, çalışırken kat kat sıcak. Mesleğimi seviyorum ama yazın çok zor oluyor. Sabah erken kalkmak zorunda kalıyoruz. Çok terliyoruz, içtiğimiz suyu hemen ter olarak geri atıyoruz. Eskiden yazları saat 15.00’a kadar çalışabiliyorduk ama bu havalar adamı saat 10.00’da bitirecek cinsten. 800 derece sıcaklıktaki demiri işliyoruz. Biliyorsunuz bin 500 derecede demir eriyor. Atölyenin çalışması sırasındaki derecesi ise 80 dereceyi buluyor. Sıcaklardan dolayı ince iş yapıyoruz. Nacak gibi uzun ve ağır bir işçiliği bu havada yapmak ise mümkün değil” diye konuştu.
“EL İŞÇİLİĞİ ÖNEMLİ”
İşini severek yaptığını ve el emeğiyle yapılan işin pres yöntemleriyle yapılandan daha dayanıklı ve iyi olduğunu ifade eden Ali Öztürk, “Eskiden sadece nacak yapardım ancak 17 yıldır çapa gibi diğer aletlerden de yapmaya başladım. Bizim yaptığımız aletlerle, makinelerle yapılan aletler arasında çok fark var. El işçiliği önemlidir” ifadelerinde bulundu.
“ÇIRAKLIK OLMADAN USTALIK OLMAZ”
Demirciliğin tamamen bittiğini söyleyen Öztürk, “Eskiden çarşıda 47 tane demirci vardı ve envai çeşit işler yapılırdı. Şimdi ise sadece biz kaldık ve biz de iş yapamıyoruz” dedi. Demire vura vura ustalaştığını aktaran Öztürk, “Çıraklığı olmayanın ustalığı da olmaz, mümkün değil. 6 yıl çıraklık yaptım ve ustalaştım. Şimdiyse çırak çıkmıyor, yetiştiremiyoruz. İnsanlar çocuklarını zorluklara alıştırmıyorlar, bizim dönemimizdeki gibi eziyete kimse eziyete katlanmaz” diye konuştu. Kubilay Yalçın Gerboğa
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.