Reklamı Geç
  • Reklam
İÇİMDEKİ KADIN
Reklam
Fatma Sahra Gürgür

Fatma Sahra Gürgür

İÇİMDEKİ KADIN

08 Temmuz 2015 - 14:10


Güneş doğuyor ayaklarımdan,

her gün çitilediğim kirli çarşafımı,

kaçırıyorum hayasızlıktan ..

Birazdan yüzüme vuracak aydınlığın ayaklarımı tekrar karanlıkta bırakacağından eminim ki o kadar bana günaydın demesine bile izin vermiyorum hiçbir sabahın.

Kusurlarımı sergilemeyi seven bir hergele tarafından siliniyor sanki ojelerim,

içlerinden kalmayı başaran vefalı kırmızılar olmasa parmaklarıma dahi bakmayacağım...

Zor bela yuvarlanıyor ve göz torbalarımı alıyorum yatağımın kenarından kadın olduğumu unutmamak adına biraz ar biraz namus biraz şiir atıyorum içine, hani şu şairlerin aşık olduğu kadının şiirlerinden…

Ellerim sızdıran bir gölken içindeki suyu, benim hala yıkamaya yüzüm yok, yıkanacak bir yüzüm yok.

Bunu fark ediyorum.

Ağlayan saçlarımı yumuşacık bir havluda avutuyorum tabiî ki, vücudumu 3 kat giydirip ruhumu 5 kat soyuyorum ruhumu görmezden gelenler için üç aşağıya beş yukarıya gidiyorum hep...

Hazırım göğsümde saklanan şehveti demir bir kafese koydum ve sırtımda insanlığın yüklediği bir sepet taşıyorum dışı sırmalarla dolu, içi boş fakat tüm ölen kadınlar kadar ağır.

Kapıyı açtığım anda yüzüme vuran her neyse sağa döndürüyor başımı fakat ben inatla sol elimle çeviriyorum yüzümü ve ilk adımımı atıyorum sokağa.

İnsanların günahları kaldırım taşlarında saklanır, sokak lambaları güneşin ışığını çalar ve her bıyığın altında hainlik pusulanır sokakların. Her erkek bir kadına o da bir sonraki kadına birçok hikayeler anlatmış böyle, sonu her daim kötü biten sokak hikayeleri kötü, olan sokak kadınları gibi...
Küçük bir kızken beni koruması için takılan şapkalarımın altında, korkularımı saklardım.

Şimdi şemsiyelerim var uğruna dua edilen yağmurların bile bana dokunmasına izin veremiyorum.

Ruhum tek ayakla koşarken oradan oraya, bedenimle karşı kaldırıma geçemiyorum.

Kahkahalarımla süslemek istiyorum yolları ve koşmak istiyorum en çok da utanmamak istiyorum.

Oysa yollarım ‘sen bir kadınsın’levhalarıyla dolu.

Bazen bir amcanın homurtusunda, bazen bir kadının eşarbında, bir teyzenin bastonunda ve bir camin avlusunda eziliyor başım.ben bir kadınım ve bunu bana hatırlatanlar benim kadar kadın değiller.

Herkes görünmez olsa ya da dokunmayayım kimseye onlar yaşaya görsünler, ben saklanayım bir pelerinin altına,orada bir sigara yakayım mesela, atayım bacak bacak üstüne, şarkılar okuyayım.

Hüzünlü taşları denize fırlatıp kumdan gecekondular da yaşayayım.sürüsünden ayrılmış balıklarla devrim yapayım okyanuslarda.

Saçlarından tutup esaretin nabzını okşayayım.

Pelerinimin adı güneş olsun,cümleleri donmuş kadınların seslerini ısıtayım.
Rengim pembeydi,mavi hiç yakıştırılmadı bana, ben en çok maviyi sevdim kolunu kırdığım adları aynı olan bebeklerim gibi.

Hepsinin güzel yüzleri, vücutları,elbiseleri vardı fakat ruhlarına zaman kalmamıştı veyahut yeterliydi sahip oldukları şeyler varsın olmasındı.

Ben onların,başkaları benim terbiyecim oldular.

Kitaplar indirildi üzerime, birçokları benim için savaştılar, rejimlerini yaptım insanlığın 'ağzımdan tek lokma’ geçmeden, sus payı verildim, nakite çevrildim kendi içimde doğmamış çocuklar yetiştirdim.

Herkesleri dinlemekten duyamadım balıkların,ağaçların ve tanrının sesini.

Oysa bir kurbağayı bile sevebilirdim, fakat hiçbir dua bana ait olmamalıydı.ben ataerkil bir ailenin mahsulü ve toprağıydım.
Ağzınızda çiğneyip bir başkasının suratına tükürüyorsunuz beni sevgiliyi kaybediyorsunuz.

Yağmurlar gibi yaftalarınız var üzerimde, bir fareden çok kemirilmekten hoşnutsuzum.

Karanlığından korktuğum akşamların yanında itilmekten korktuğum insanları oluyorsunuz sabahlarımın.

Bu yüzden her sabah güneş doğarken ayaklarım kadın, ben bir insan olarak uyanıyorum.

Fatma Sahra Gürgür

Son Yazılar

Reklamı Geç